Yaşar SEYMAN - SAN(AT)
Paylaş
 SAN(AT)
   2012-05-08

“Allah aşkına, siz kimsiniz?”

Biz sanatçıyız.

Sanatçı mı? Sanat mı?

Sanat olur mu?

“Muhafazakâr Sanat” demek istediniz.

“Muhafazakâr Sanat” ne demek? 

Muhafaza etmek.

Muhafaza etmek mi?

Muhafaza; koruma, saklama, korunum değil mi?

Koruma ve saklama için tek yer müzedir.

Sanatı muhafaza etmek müzeye kaldırmak olmaz mı?

Sanat dinamiktir.

Sanat tabuları yıkar.

Sanat özgürlükten yana bir karşı duruştur.

Sanat muhaliftir.

Sanat yaşar ve yaşatır.

Bu tartışma AKP Hükümeti ve AKP Belediyeleri ‘Şehir Tiyatroları’na müdahale etmek isteyince başladı.

‘Şehir Tiyatroları’na el atmak, karışmak mı?

Evvvet! 1914 yılında kurulmuş Şehir tiyatrolarını muhafazakâr bir yapıya dönüştürmek istiyorlar.

Olacak şey mi?

Olması gereken ‘Şehir Tiyatroları’nı hatta ‘Devlet Tiyatroları’nı çağdaşlaştırmaktır.

Başbakan, Şehir Tiyatrolarını özelleştirmek istiyor.

Dünyada özelleştirme mimarı hatta şampiyonu İngiltere’nin iki dönem başbakanlığını yapan Margaret Thatcher’in aklına bile tiyatroları özelleştirmek gelmedi.

 Devlet ve şehir tiyatrolarına katkı da bulunan bazı ülkelerde bile tiyatro dünyasına, programına, sanatçılarına maddi destek yapılmasına karşın kimsenin aklına karışmak gelmez. Tiyatronun işleyişini, programını, oyun seçimini tiyatro insanlarına bırakırlar. Bunu aklından bile geçirmezler. Çünkü sanat söz konusu olunca o konudaki söz sanat icra edenlerindir.

 Bugünlerde İstanbul’da bir asrı deviren Abdi İbrahim, 100. yılını 'Van Gogh Sergisi'yle kutluyor. Bu günlerde o sergiyi gezen herkesi çok kıskanıyorum. O sergiyi gezenlerin aklında en çok kalan söz Van Gogh diyor ki;

“Kalbimi ve ruhumu işime kattım. Bunu yaparken de aklımı kaybettim!”

Geçenlerde sanat konuşulan bir ortamda AKP’li bir milletvekili, “bizim için  sıra sanata geldi.” Demez mi? “O alanda hiç yoğuz.” Var olmak için “Muhafazakâr Sanat” kavramını tartışmaya açıyoruz.”

Yandaşlarına bu konuyu yazmayı, konuşmayı hatta tartışmayı söylediler.

Kısacası düğmeye bastılar.

Bilim insanları, gazeteciler “Muhafazakâr Sanat”ı yazmaya başladılar.

Siyasi iktidar, yazarı, gazeteciyi arzuhalci ile karıştırıyor.

Haksız da sayılmaz meğer ne kadar çok arzuhalci varmış?

Muhafazakâr Sanat” tartışması Şehir Tiyatrolarına müdahale etmek için eyleme başladı.

Oysa sanat muhafazakâr değil çağdaş olur.

Kısacası AKP sanatı müzelik görüyor.

Ve müzeye kaldırmak istiyor.

Bilmediği sanatın yaratıcı oluşudur.

Sanat bu kuşatmayı aşar yeni eserler, yeni sanatçılar yeni başarılar yaratır.

Çünkü sanatta zamanaşımı yoktur.

Asıl görülmesi gereken fotoğraf ise;

20. Yüzyılda Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk bakın ne diyor:

“Efendiler; hepiniz Milletvekili, Bakan ve hatta Cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz! Ama sanatçı olamazsınız!”

21. yüzyılda Cumhuriyet’in Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan sanatçılara bağırarak soruyor:

“Allah aşkına, Siz kimsiniz?”

Nereden nereye?



Gönderen : yusuf dalgıç
dogum günün kutlu olsun nice senelere
Yazar :MURAT YETKİN

Kılıçdaroğlu, 1972'de Ecevit'in başlattığı ve 12 Eylül

Önerdiklerimiz
HÂL
MAYIS 2012

HALDUN KARABUDAK
BENCEKİTAP YAYINLARI

Yazı bir tür iz bırakma galiba. O yüzden suya yazmanın hükmü yok! Haldun'un yazdıklarını kitaplaştıracağından söz edince; "Hah" dedim, "O da geride bıraktığı izleri daha bir belirginleştirmek istiyor." Kim istemez ki? Her gün yazı yazan biri olarak, itiraf edeyim; zaman zaman yazdıklarımın bıraktığı izden kuşkulanıyorum. Suya yazdığım duygusu kapımı çalıyor arada sırada. Böyle zamanlarda daha net izler görmek istiyor insan; kendinden kalan. Ben o izleri dostluklarda görürüm hep. Kıskanç biri değilimdir, ama etraflarında devasa dostluklar biriktirenleri kıskanabilirim. Haldun bir dost benim için. Bu yüzden, dostumun yazarak bıraktığı izde benim de iki satırlık izim olsun istedim. "Türküce" demiş ya son bölümüne kitabının, kendi de "türkü" gibi bir dost. Onu türkü söylerken görürdük hep, ama türkü gibi cümleler de kurdu. Kimi zaman şiirlere, kimi zaman denemelere dönüşen cümleler. Okuyunca göreceksiniz; türküler kadar hislendirecek sizi Haldun'un cümleleri… (Doğan Tılıç-Gazeteci)


 
 
Facebook grubuna katıl Twitter'de takip et Yazılarına abone ol
Kadından Sakıncalı
Ekim 2009

Sakıncalı Kadın Öyküleri Antolojisi

Şenocak Yayınları

Kadın duyarlığı ile yazılmış öyküler. Kitabın içinde yer alan öyküler kadın cinselliğini, kurulu düzene olan muhalefeti dile getiriyor. Ülkemizin tanınmış yazarlarından (Ayla Kutlu, Ayşe Kilimci, İnci Aral, Müge İplikçi, Seray Şahiner, Ayfer Tunç, Sibel K. Türker, Mine Kırıkkanat, Yaşar Seyman, Işıl Özgentürk, Feyza Hepçilingirler…) birbirinden güzel, çarpıcı ve etkileyici öyküler bulunuyor. Bu bazen insanı düşündüren, kışkırtan, derinden etkileyen bir atmosferin içindeki öyküleri ilgiyle okuyacaksınız.

 

Ziyaretçi Defteri

Yaşar Seyman 2008
www.yasarseyman.org