|
BirGün Gazetesi

Tekel ürünleri tutku yaratır ya bu kez Tekel İşçileri tutku yarattı.
Tekel İşçilerindeki tutkunun adı direniş!
Siz yıllarca tütün işleyen işçiye tütün işlemeyi yasak ederseniz; onun üretimini yaptırmazsanız, yıllarca ona tutkulu işçi tutkusuz yaşar mı?
Bu kez tutku emeğe, sınıfa, örgüte döndü.
Tütün bile Tekel İşçisinin kendisine sevdasının bu denli büyük olduğunu bilemezdi.
“Tütün işçileri yoksul,
Tütün işçileri yorgun,
Ama yiğit
Pırıl - pırıl namuslu…
Namı gitmiş deryaların ardına
Vatanımın bir umudu...”
Yüreğime Diyarbakır sevdasını işleyen dostum Ahmed Arif’in bu dizeleri gün geldi gül açtı. Büyük ozan bu günleri görse ve gönenseydi…
Kim ne derse desin Tekel Direnişi emek mücadelesinde ezberleri bozdu.
Tekel İşçilerinin eylemlerinin şu noktasında bile yirmi bin 4-C çalışanının haklarında düzelmeler sağlandı.
Tekel İşçileri sadece kendi adına değil yarınlarda özelleştirilecek yüz binlerce işçi adına bir mücadele veriyor.
Bunu görmek, yanında olmak, selamlamak gerekmez mi?
Kar yağıyor üstümüze Hatay çadırından, KESK çadırına, Diyarbakır çadırından Trabzon çadırına uzanıyor yolculuğumuz.
Başkentin orta yerine kurdukları çadırlarla ülkenin çok kültürlü kültür bahçesini kurduklarına tanık oluyoruz.
Açılımı şovda, sloganda, sözde yaratanlara örnek oluyorlar.
Halkların kardeşliği tanışmanın, konuşmanın güzelliği ile taçlanıyor.
Bir kez daha halklar arasında sorun olmadığını gösteriyorlar.
Tekel direnişinde Petrol – İş sendikamızın “ Ne olursan ol sendikalı ol!” kampanyasının nasılda yaşamsal olduğu gerçeği yansıyor.
Emek en yüce değerse, hak verilmez alınırsa, işçi yiğitse ona bir örgüt bir de önder gerekmez mi?
Tekelin örgütü de önderi de işçisi de bir numara!
Sendikalı olmanın güzelliği budur işte!
“En kötü sendika, sendikasız olmaktan iyidir.” Sözü boşuna değildir.
Tekel direnişi her alanda ezberleri bozdu.
Sadece emeği yok sayan yeni emperyalizmin düzen savunucularının, kalemlerinin, Başbakan Erdoğan’ın değil; emeğe, emekçiye yaraşır olmayan emek önderlerinin bile uykuları kaçtı.

TEKEL İŞÇİLERİNİN ÖFKESİ TBMM’YE YANSIDI
Tekel Direnişi öyle bozdu ki ezberleri, öfkesi TBMM’ne yansıdı.
Öyle bir öfke patlaması oldu ki, Anadolu’ da söylenen söz bir kez daha ışıldadı:
“Öfke gelir göz kararır; öfke gider yüz kararır.”
CHP’Lİ Başkanvekili Güldal Mumcu’ya gözü kararan Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, odasına gidip sözlü saldırıda bulundu. Yüzü kararmadan bir de “Emanet” sözcüğünü kullandı.
Güldal Mumcu, toplumsal acının soylu kadınıdır. Demokrasi düşmanları onu, eşi suikasta uğrayan kadınlardan biri yaptı.
O acılardan süzülmüş bir anne, çağdaş, onurlu bir Cumhuriyet kadınıdır.
Emanet değildir. Onu, emanet görenler kadını ikinci sınıf gören zihniyetin temsilcileridir. O genç kızlarımıza rol model bir milletvekilidir.
Bunu da Bülent Arınç’ın sözlü tokatlarından sonra çıktığı kürsüde son derece cesur, akılcı bir söylemle kanıtladı.
***
Tekel İşçileri ezberleri öyle bozdu ki, onlara duyulan öfkenin yansıması yön değiştirse de gündem değiştiremedi.
Gündem Tekel İşçileri

|